852 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhari «Kitabu'I-Cumua»
da tahrîc etmişdir.
Hadîsi: Ebû Hureyre,
İbni Abbâs, Ebû Mûsâ (Radiyallahû anhûm) ile Muhammed b. Sîrîn, Ebû
Selemete'bnü Abdirrahmân, Hemınâm, Muhammed b. Ziyâd, Ebû Saîd-i Makburî,
Saidül-bnü'l-Müseyyeb, Atâ' b. Ebî Rabâh, Ebû Râfi', Ebu'I-Ahvas, Ebû Bürde,
Mücâhid ve Ya'kûb b. Abdirrahmân hazerâtıda rivayet etmişlerdir.
İbni Abbâs hadîsini
Nesâî «Yevm ve Leyle» bahsinde tahrîc etmişdir.
Ebû Mûsâ hadîsini
Dârekutnî «El-ilel» nâm eserinde rivayet eder.
îbni Sîrîn rivayetini Buhârî
«Talâk» bahsinde tahrîc etmişdir.
Ebû Seleme hadîsini Ebû
Dâvûd tahrîc etmişdir. Mezkûr hadîsde Hz. Ebû Hureyre: «ResûluIIah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem):
— Üzerine güneş doğan en
hayırlı gün cum'a günüdür... buyurdular». demişdir. Hadîs uzundur. Ayni hadîsde
:
«O gönde öyle bîr saat
vardır ki eğer bir müslüman kul namaz kılarken o saate rastlar da, Ailah'dan
bir hacet dilerse, Allah mutlaka ona, o haceti verir.» ifâdesi de vardır.
Mezkûr hadîsi Tirmizî ile Nesâî dahî muhtelif rıâvîlerden tahrîc etmişlerdir:
Hemmâm b. Münebbih ile
Muhammed b. Ziyâd rivayetlerini Müslim tahrîc etmişdir.
Ebû Saîd-i Makburî ile
Saîdü'bnü'l-Müseyyeb rivayetlerini Nesâî «Yevm ve Leyle» bahsinde tahrîc
etmişdir.
Atâ' b. Ebî Rabâh
rivayetini Dârakutnî tahrîc etmiş ve: «Bu hadîs mevkûfdur; onu merfû' rivayet
eden vehme kapılmışdır.» demişdir.
Ebû Râfi' hadîsini
Dârekutnî «El-İIel» inde rivayet eder.
Ebu'l-Ahvas rivayetini
yine Dârakutni rivayet etmiş ve: «Galiba bu hadîs îbni Mes'ûd 'dan rivayet
edilmiş olacakdır.» demişdir.
Ebû Bürde ile Mücâhid
rivayetlerini dahî Darakutnî tahrîc etmişdir.
Ya'kûb b. Abdirrahmân
rivayetini: Ebû Ömer îbni Abdilberr tahrîc etmiş ve sahih olduğunu söylemişdir.
«Namaz kılarken...» ve
«Allah'dan bir şey dilerse.»cümleleri müteradif yahut mütedâhil birer hâl
cümlesidir.
Bâzıları bunların
«müslüman» a sıfat olduklarını söylemişlerse de, doğru değildir. Çünkü
hadîsdeki «Müslim» kelimesi «Abd» in sıfatıdır. Sıfat ile mevsûf bir şey
hükmündedirler. Nekire olan «Abd» kelimesi, sıfat alınca ma'rife hükmüne
girmişdir. Binâenaleyh ondan sonra gelen cümleler sıfat olamazlar. Çünkü
ma'rifeden sonra gelen cümleler hâl olurlar.
Bir rivayette «namaz
kılarken», diğer rivâyetde «kalkıp namaz kılarken.» buyurulmuş olması hakîkaten
ayağa kalkarak namaz kılmaya ihtimâlli olduğu gibi, bundan duâ, intizâr ve
devam gibi mânâların kasdedilmiş olması da mümkündür.
Nevevî diyor ki:
«Bâzıları (namaz kılarken) cümlesinin, (duâ ederken) mânâsına geldiğini; (ayağa
kalkarak) sözünden de (devam) mânâsı kasdedildiğini söylemişlerdir.
Nevevî'nin bu
ihtimâlleri nakletmesi, curnâ günündeki icabet saatini tâyin hususunda vârid
olan iki sahîh hadîs hakkında işkâl çıkmaması içindir. Bu hadîslerden biri
icabet saatinin hatîb minbere çıkıp oturdukdan namazın sonuna kadar devam
ettiğini; diğeri ikindiden sonra başlayıp, güneş kavuşuncaya kadar sürdüğünü
bildirmektedir.
Görülüyor ki birinci
hadîse göre icabet saati hutbe halindedir. Bu hâl ise hakîkaten namaz değildir.
İkinci hadîse göre dahî
namaz hâlinde değildir.
Rivayete nazaran Hz. Ebû
Hureyre o hadîsi rivayet ettikden sonra şunları söylemiş:
«Müteakiben Abdullah b.
Sellâm'a rastlayarak, ona bu hadîsi söyledim. Abdullah:
— Ben, bu icabet saatini
biliyorum; dedi. Ben :
— Onu, bana haber ver! Ne olursun cimrilik
etme! dedim, Abdullah:
— O, ikindiden sonra başlar, güneş kavuşuncaya
kadar devam eder; dedi. Ben :
— İkindiden sonra nasıl olabilir? Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Eğer müslüman bir kul namaz kılarken o saate
rastlarsa...) buyurdular. Hâlbuki (senin söylediğin) bu saâtde namaz kılınmaz?
dedim. Abdullah b. Sellâm:
— Canım, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem):
(Eğer bir kimse namazı
bekleyerek bir yerde oturursa, o kimse namazdadır.) buyurmadımı? dedi;
— Evet! cevâbını verdim.
— İşte bu, o'dur! dedi.»
Hz. Ebû Hureyre 'nin bu
anlattıkları gösteriyor ki: Namazdan murâd: Duâ; ayakta bulunmakdan maksad da:
Devâm'dır. Onun için bâzı rivayetlerden «ayakta» kaydı düşmüşdür.
Ebû Ömer İbni Abdilberr:
«Bu ziyâde Mâlik, Verkaa' ve daha başkalarından rivayet eden Ebu'z Zinâd'dan
bellenmişdir. Muhammedü'bnü Vaddâh mezkûr ziyâdenin hadîsden atılmasını
emrederdi. Çünkü söylediğimiz işkâli, mûcib olmaktadır. Lâkin buna arzettiğimiz
şekilde cevap verilmişdir.» diyor.
Eliyle işaret ederek
icabet saatinin azlığını gösteren bizzat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'dir. Nitekim Ebû Mus'ab'ın, imam Mâlik'den naklettiği rivâyetde tasrîh
edilmişdir.
Taklîl ile tezhîd'in
ikisi de: azlığını beyân etmek, mânâsına gelirler.
Taberânî'nin «El-Evsat»
da Hz . Enes'den rivayet ettiği hadîsde: «İcabet saati şu kadarcıkdır.»
buyurularak bir tutam olduğu gösterilmişdir.
Aynî'nin beyânına göre
ulemâ icabet saati hakkında muhtelif vecihlerden söz etmişlerdir. Şöyle ki :
a) Saat kelimesinin
hakikati: Zamanın bir cüz-i mahsûsdur. Bazen günle gecenin yirmidört cüz'ünden
birine, bazen de mecaz yolu ile herhangi bir zaman cüz'üne ıtlak olunduğu gibi,
şimdiki zamana dahî saat denildiği vardır.
İlm-i nücûm ve hendese
ile meşgul olanlar gece ile gündüzü onikişer kısma bölerek her parçaya saat
adını verirler. Bu takdirce saat, yerine göre bazen uzun bazen kısa olur.
b) İcabet saatinin
zamanımıza kadar devam edip etmediği ihtilaflıdır. Ulemâdan bâzılarına göre bu
saat, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde mevcûd idi. Sonradan
kaldırılmışdır. bu kavli İbni Abdilberr hem rivayet etmiş hem de çürütrnüşdür.
İbni Abdilberr Abdürrazzâk'ın rivayet ettiği Ebû Hureyre hadîsi ile istidlal
eder. Hadîsi rivayet eden Hz. Muâviye'nin kölesi Abdullah şöyle demişdir: «Ebû
Hureyre'ye :
— cum'a günündeki icabet saatinin
kaldırıldığını söylüyorlar; dedim.
— Onu söyleyen yalan yapmış! cevâbını verdi.
— Şu hâlde bu saat ileride göreceğim her
cum'âda devam ediyor mu? diye sordum; Ebû Hureyrre:
— Evet! cevâbını verdi.»
Hadîsin isnadı
kuvvetlidir.
İbni Abdilberr: «Bütün
haberler, bu minval üzere mütevâtir olmuşlardır.» diyor.
Buna mukabil hâkim'in
«Sahîh» inde rivayet ettiği Ebû Seleme hadîsinde şöyle denilmektedir:
«Dedim kî: Yâ Ebâ Saîd!
Ebû Hureyre bize cum'a günündeki icabet saatinden bahsetti. Senin bu saat
hakkında malûmatın varmı? Ebû Saîd :
— Biz, bu saati Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'e sorduk da :
— Ben onu biliyordum ama sonradan kadir gecesi gibi o da bana unutturuldu., buyurdu.»
İbni Zencûye'nîn,
Muhammed b. Ka'b El-Kurazi'den rivayetine nazaran ikindiden sonra Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidi içinden bir köpek geçmiş. Bunu görünce
sahabeden bir zât:
~ Yâ Rabbî! Şunu öldür!
diye duâ etmiş ve köpek hemen ölmüş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Efendimiz:
«Yemîn olsun kî bu zât
duaların müstecâb olduğu saate rastladı!» buyurmuşlar.
c) İcabet saati bakî
olduğuna göre acaba her cum'a varmıdır yoksa senenin yalnız bir cum'âsınamı
münhasırdır? Bunda dahî ihtilâf edilmişdir. Kâ'bu'l-Ahbâr'a göre icabet saati,
senede bir gündür.
Hz. Ebû Hureyre her
cum'a günü icabet saati olduğunu söylemiş ve: «Kâ'b Tevrât»'ı okumuş» dedikden
sonra: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) doğru söylemiştir.» cümlesi
ile sözüne nihayet vermiş; Hz. Kâ'b da onu dediğine gelmişdir.
Bu hadîsi Ebû Dâvûd ile
Nesâî ve Tirmizî rivayet etmişlerdir.
d) İcabet saatinin vakti
hakkında pek çok sözler söylenmişdir. Şöyle ki:
1) Bu saat Kadir gecesi
gibi gizlidir. cum'a gününün neresinde olduğu belli değildir. îbni Kudâme 'nin
kavli budur Mezkûr kavil Hz. Kâ'bü'l-Ahbâr 'dan rivayet olunur. Bu saatin
gizlenmesindeki hikmet, onu bulmak maksadı ile bütün günü ibâdetle
geçirtmekdir. Nitekim Teâlâ Hazretleri sulehâya hüsn-ü zann olunsun diye velî
kullarının kimler olduğunu gizlemişdir.
2) İcabet saati: Her
cum'a bir olmayıp, yer değiştirir. İmam Gazâlî: «Bu bâbda söylenenlerin en
güzeli budur.» demişdir. İbni Asâkir ile diğer bir takım ulemâ kat'î olarak
buna kaaildîrler.
3) İcabet saati : cum'a
sabahı müezzinin ezan okuduğu saatdir. Bunu ibni Ebî Şeybe söylemişdir.
4) Tanyerinden
başlıyarak güneş doğuncaya kadar devam eder. Bu kavli ibni Asâkir, Mücâhid tarîki ile Hz. Ebû Hureyre'den
rivayet etmişdir. Bir rivâyetde :
«Ve ikindiden, güneş
kavuşuncaya kadardır.» ibaresini de ziyâde etmişdir. Bâzıları buna imamın
minberden inerek, namaz için tekbîr alıncaya kadar.» ibâresiin de ziyâde
etmişlerdir. Şu hâlde icabet saati hakkında Hz. Ebû Hureyre nin üç vakit
gösterdiği anlaşılıyor. Filhakika Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'ın :
«cum'a günündeki icabet
saatini şu üç vakitde arayın!..» dediği rivayet olunur. Yâni onun kavline göre
cum'a günü icabet saati, tanyerinden güneş doğuncaya kadar, ikindiden güneş
batıncaya kadar ve imam minberden inerek namaz için tekbîr alıncaya kadar
aranacakdır.
5- İcabet sati güneşin
doğmasını ta'kîb eden zamandır. Bu kavli Muhibb-i Taberî rivayet etmişdir.
6- Güneş doğarkendir. Bu
kavli imam Gazâlî «İhyâû'l-Ulûm» da rivayet eder.
7- Günün üçüncü saatinin
scnundadır.
8- Zevalden başlıyarak,
gölge yarım arşın uzayıncaya kadar devam eder. Bu kavli dahî Muhibb-i Taberî
rivayet etmişdir. Bâzıları ayni kavli tercîh etmekle beraber icabet saatinin,
her şey'in gölgesi bir arşın oluncaya kadar devam ettiğini söylerler. Bu kavli
Kaadı Iyâz,. Kurtubî ve Nevevî rivayet etmişlerdir.
9- İcabet saati: Güneş
zevalden sonra bir karıştan bir arşın oluncaya kadar devam eder. Bu kavli İbni
Münzîr ve İbni Abdilberr kuvvetli bir isnâdla Hz. Ebû Zerr'den rivayet
etmişlerdir.
10- İcabet saati:
müezzin cum'a ezanını okuduğu zamandır. Bu kavli îbni Münzir, Hz Âişe'den
rivayet etmişdir. Âişe (Radiyallahû anha):
«cum'a günü arafe günü
gibidir. Onda gök kapıları açılır ve onda öyle bir saat vardır ki, o saatde
kul, Allah'dan bir şey dilerse dilediğini ona mutlaka verir.» demiş; kendisine
bu saatin ne zaman olduğu sorulunca :
Müezzin cum'a ezanını
okuduğu zamandır.» cevâbını vermişdir.
11- İcabet saati:
Zevalden başlıyarak, namaza girinceye kadar devam eder. Bu kavli İbni Münzîr,
Ebu's-Sevvâr'dan rivayet etmişdir.
12- Zevâl'den başlar,
imamın minbere çıkışına kadar devam eder.
13- Zevalden başlar;
güneş kavuşuncaya kadar devam eder. Bu kavil Hasan-ı Basrî 'den rivayet olunmuşdur.
14- İmamın minbere
çıkmasından başlar; namaza başlayıncaya kadar devam eder. İbni Münzîr bu kavli
dahî Hasan-ı Basrî'den rivayet etmişdir.
15- İcabet saati: İmamın
minbere çıktığı zamandır. Bu kavil de Hasan-ı Basrî'den rivayet olunmuşdur.
16- İmamın minbere
çıkmasından başlar, namaz edâ edilinceye kadar devam eder.
17- İcabet saati cum'a
günü alış verişin haram, olduğu saatden başlar, helâl kılındığı saate kadar
devam eder. Bu kavli Saîd b. Mansûr ile İbni Münzîr Şa'bî 'den rivayet etmişlerdir.
18- cum'a ezanından
başlar, namaz bitinceye kadar devam eder. Bu kavil Hz. İbni Abbâs'dan rivayet
olunmuşdur.
19- İmamın minber
üzerine oturmasından başlar,, namaz edâ edilinceye kadar devam eder. Bunu
Müslim ile Ebû Dâvûd, Hz. İbni Ömer'den rivayet etmişlerdir.
20- İcabet saati: Ezan
okunurken, imamın hutbe esnasında cemaat'a Allah'ı hatırlattığı zaman ve bir de
ikaamet getirildiği sıradadır. Bu kavil Avf b. Mâlik-i Eşcaî (Radiyallahu
anh)'dan rivayet olunmuşdur. Bâzıları bu kavle pek cüz'î kelime farkları ile
kaail olmuşlardır.
21- İcabet saati: İmamın
hutbeye başlamasından, onu bitirinceye kadardır. Bu kavil zayıf bir isnâdla Hz.
İbni Ömer'den rivayet olunmuşdur.
22- İcabet saati:
Hatibin minbere varması ile hutbeye başlamasının arasındadır. Bu kavli de imam
Gazâlî «lhyâü'l-Ulûm» da rivayet etmişdir.
23- İki hutbe arasında
hatîb oturduğu zamandır.
24- Hatîb minberden
indiği zamandır.
25- cum'a namazına
ikaamet getirildiği zamandan başlar,
imam mihrabdaki yerine duruncaya kadar devam eder.
26- İkametden başlar,
namaz tamam oluncaya kadar devam eder. Bu kavli Tirmizî
ile İbni Mâce merfû' olarak
rivayet etmişlerdir. Mezkûr hadîsde ashâb-ı kiram'ın: «Bu saat ne zamandır ya
Resûlallah?» dedikleri. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in de :
«İkaametden başlıyarak,
namaz bitinceye kadar devam eder.» buyurduğu beyân edilmişdir. Hadisin isnadı
kuvvetlidir.
27- îcâbet saati:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cum'a namazını kıldığı saatdir. Bu kavli
ibni Asâkir sahih bir isnâdla ibni Sîrîn'den rivayet etmişdir.
28- îcâbet saati: İkindi
namazından başlıyarak, güneş batıncaya kadar devam eder.
29- îcâbet saati : cum'a
günü kılınan ikindi namazındadır. Bu kavli Abdürrazzâk mürsel olarak Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmişdir.
30- İkindi namazından
başlar; ihtiyarî vaktin sonuna kadar devam eder. Bu kavli dahî imam Gazâlî
«İhyâü'I-Ulûm» da rivayet etmişdir.
31- İcabet saati: Mutlak
sûretde ikindiden sonradır.
32- Güneşin sararması
ile başlar; kavuşuncaya kadar devam eder.
33- Güneşin yarısı
battıkdan tamamen kavuşuncaya kadardır. Bu kavli Taberani «EI-Evsat» da;
Dârakutnî «El-İlel» de ve Beyhakî «Şuab» ile «Fedâilü'l-Evkaat» da Alî b.
Hüseyin'den rivayet etmişlerdir.
Görülüyor ki: îcâbet
saatinin vakti hususundaki kaviler pek çokdur. Bizim bâzılarını birleştirerek
bir rakkam ile gösterdiğimiz kaviller de ayrı ayrı sayılmak şartı ile bu bâbda
tam kırk kavil olduğu meydana çıkar. Maamâfîh mezkûr kavillerin bir çoklarını birleştirmek
mümkündür.
Muhibb-i Tâberî: «Bu
husûsda en sahih hadîs, Ebû Mûsâ hadîsi; en meşhur kavil de Abdullah b.
Sellâm'ın kavlidir.» diyor.
Ebû Mûsâ hadîsinin en
sahîh hadîs olduğuna imam Müslim ile Beyhakî, İbnü'l-Arabî ve daha bir çok
hadîs ulemâsı kaaildirler.
Kurtubî: «Bu hadîs,
hilaf yerinde nass'dır. Binâenaleyh başkasına bakılmaz.» demişdir. Aynı hadîs
için Nevevî: «Sahih olan hattâ doğru olan hadîs budur.» demektedir.
Bir takımları Abdullah
b. Sellâm'ın kavlini tercih etmişlerdir. Hattâ Tirmizî, imam Ahmed b.
Hanbel'in: «Hadîslerin ekserisi bu kavle uymaktadır.» dediğini rivayet eder.
Ebû Mûsâ hadîsi az
aşağıda görülecekdir. Tirmizî, Enes ve Ebû Hureyre (Radiyallahu anhûma)
hadîslerini rivayet ettikden sonra bu bâbda Ebû Mûsâ, Ebû Zerr, Selmân,
Abdullah b. Sellâm, Ebû Umâme ve Sa'd b. Ubâde (Radiyallahû anhûm)'den de
hadîsler rivayet edildiğini söylemişdir.
Aynî bunlara Câbir,
Alîyyü'bnü Ebî Tâlib, Ebû Saîd-i Hudrî, Fâtime binti Nebiyy (Aleyhisselâm) ve
Meymûne binti Sa'd (Radiyallahû anhûm) hazerâtının isimlerini de ilâve
etmişdir.
Arzettiğimiz vecihle Ebû
Mûsâ hadîsini Müslim rivayet etmişdir.
Abdullah b. Sellâm
hadîsini: İbni Mâce; Ebû Umâme hadîsini: Yine İbni Mâce ; Sa'd b. Ubâde
hadîsini: imam Ahmed ile Bezzâr;
Câbir hadîsini: Ebû Dâvûd
ile Nesâî; Alî b. Ebî Tâlib hadîsini: Bezzâr; Ebû Saîd hadîsini: İmam Ahmed b.
Hanbel;
Hz. Fâtıme (Radiyallahû
anha) hadîsini: Taberânî «El-Evsat» da;
Meymûne binti Sa'd
hadîsini: Yine Taberânî «El-Kebîr» inde rivayet etmişlerdir.
Bâzılarına göre bu bâbda
en sahîh hadîs: Ebû Hureyre hadisidir. Hakikatte Ebû Hureyre hadîsi ile Ebû
Mûsâ hadîsi arasında ihtilâf ve tebâyün yokdur. İhtilâf Ebû Mûsâ hadîsi ile
icabet saatinin ikindiden sonra yahut ikindinin son saatinde olduğunu bildiren
diğer hadîsler arasında mevcüddur. Bunların arasını bulmak için ya cemi' yahut
tercih yoluna gidilir. İcabet saatinin yer değiştirdiği kabul edilmek sureti
ile rivayetlerin arasını bulmak mümkündür. Böyle denilmezse tercihe başvurulur.
Şüphesiz ki icabet saatinin ikindiden sonra olduğunu gösteren hadîsler hem daha
çok hem de muttasıl oldukları ciftetle daha ziyâde şayan-ı tercihdirler